Cebeci’den Kızılay’a Yürümek

Cebeci’den Kızılay’a Yürümek
23 Mayıs 2017 12:26

Ekşi Sözlük’te açılmış Ankara başlıklarından biri ”Önemli Bir Karar Almadan Önce Yapılması Gereken Eylem: Cebeci’den Kızılay’a Yürümek” oldukça yerinde tespitler barındırıyor. Ankaralıların ve özellikle Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde okumuş olanları çok iyi bildiği bir şey Cebeci’den Kızılay’a yürümek. Cebeci’den başlayıp, Kurtuluş Parkı’nı geride bıraktıktan sonra Kızılay’ın hareketli dünyasına giriş yaparken aklımızda bir çok önemli karar alınmıştır.

@zugzwang138 isimli Twitter kullanıcısı Utku, 18 Ağustos 2016 tarihinde attığı ”Önemli bir karar almak ve ufak çaplı pek çok sorunu çözmek için başarısı kanıtlanmış bir çözüm yolu: Cebeci’den Kızılay’a yürümek.” tweeti ile Ekşi Sözlük’te bu başlığın açılmasına vesile olmuş. Sonrada birbirinden güzel entryler ile süslenmiş başlık. Biz de bu entrylerden bazılarını derledik.


payon faresi özellikle şu aylarda akşamüstleri severek yaptığım eylemdir.

dikimevi metro civarından başlanır, göbeğe gelinince lipa’dan bir top damla sakızlı, bir top kakaolu dondurma alınır ve aşşa kurtuluş parkı’na doğru salınılır. itfaiyenin önünden karşıya geçilip kurtuluş parkı’na girilir. yer yer kuş boklarıyla bezeli park asfaltı arşınlanır, bağıra çağıra oynayan, paten kayan, bisiklet süren çocuklar, genç – yaşlı çiftler izlenir, çocukluktan beri girilemediği için içte kalan çocuk trafik eğitim merkezine buruk bi bakış atılır, pinpon masalarının karşısındaki havuzdan gelen yosun kokusu içe çekilir ve kolej üzerinden kızılay’a yürümeye devam edilir. kolej-kızılay arasındaki yolda yürürken yerlere atılmış “evde banu” “arabada seray” kartları incelenir. devam edilir, ziya gökalp’teki türkü barlardan gelen gürültüden türkünün ne olduğu çözülmeye çalışılır. soysal pasajının önünden karşıya geçilir, karanfile doğru çıkılır, vs vs…..


moltbeat 12 senedir yaptığım eylem. aklımdan neler, yanımdan kimler geldi geçti. bir yol kaldı bir de ben kaldım geriye.


berkayeas bu yolu yürüyenler bilir ki, kurtuluş parkı arada oturup dinlenmek, düşünmek, gözlem yapmak için harika bir yerdir. park sathında günün çoğunluğunda demirbaş amcalar, bıçkın delikanlılar, köpek gezdirenler, yürüyüş yapan her yaştan insan, halısahacılar, sevgililer, demlenenler, piknikçiler, kaykaycılar, ile düğün dernek tayfası bulunmaktadır. en önemlisi de ağaçların gökyüzünü sardığı, şehrin içinde olunduğunu kısmen unutturan doğayla bütünleşme olanağıdır bu parkı cazip kılan. derme çatma ocaklarında demlenen çaydan alınıp bir banka oturup sağa sola bakılarak geçirilen vakitleri özlenesidir.

birçok eylemin toplanma noktası, yürüyüş güzergahı, veya miting alanı bu hatta olduğu için toplumsal ve siyasi bir anlamı da vardır. hak aramak için mücadele edenlerin bildiği bir yoldur velhasıl.


betterdigtwo geceden sabaha kadar aşti’den keçiören’e yürüyen (yolda mola verip gazi eğitim fakültesinin duvarına işeyen) oda arkadaşına sahip olmuş biri olarak normal bulduğum ve ara sıra yaptığım eylem. çankaya yolları insanı yürümeye iter zaten, hele de bahar aylarında daha nefistir.


anfinindelisi çocukluğumdan beri yıllardır neredeyse her gün yaptığım şey. kurtuluş parkı’nın içinden yürümeden kızılay’a ulaşmaya çalışan 3-5 kişiyi dövmüşlüğüm bile vardır. o park boydan boya geçilecek arkadaşım.

bir de “kızılay’dan cebeci’ye koşmak” gibi bir olay vardır ki ankara solcuları ne anlama geldiğini çok iyi bilir.


gokayozcoban her derde devadır.

yazın, akşam üzeri, hani o ankara’nın gereksiz yere kavuran sıcağı yerini püfür püfür esen akşam serinliğine bıraktığında, kızılay’dan cebeci’ye yürümek daha da bi keyiflidir. ne gam kalır ne kasevet. düşün bak, benim ev yenimahalle’de, iş de karanfil sokaktaydı, ben kızılay- cebeci / cebeci-kızılay arasını yürürdüm. rasyonel açıdan hiçbir varış noktasına ulaşamasam da çok huzur vericiydi.


pinkfloyd1965 büyük bir zevkle yaptığım yürüyüş.

cebeci ‘den kızılay’a kızılay’dan cebeci’ye binlerce kez yürüdüm. genç, yaşlı, kadın, erkek olmak üzere onlarca insanla karşılaştım. yıllardan beri girmediğim arkadaşlarımla karşılaştım. kızılay’dan otobüse binmeyip cebeci’den dolmuşa bindiğim zamanın haddi hesabı yok. daima ankara üniversitesi’nin bulunduğu kısımdan yürürüm. yıllar geçsede değişen hiçbir şey olmadı. aynı güzergahı sürekli takip ediyorum.


meccaz bir yuruyus eyleminin bu kadar duygulu olabilecegini dusunmezdim hic. megerse once kaybetmek gerekiyormus o guzel seyi. ve sonra anlasiliyormus kiymeti.

ben bu eylemi 2005 yilinda ankaraya vardigim ilk gun yaptim. cebeci pazarinin oralarda bi yurttan cikip, sakaryaya kadar yurumus, akabinde bi zamanlar havuz olan, simdiyse manasiz bir yer olarak varligini surduren nt magazasinin onundeki yerde bira icmistik. sakaryadaki ilk biramizdi. ve sonra yillar boyunca bira ictik oralarda.

o yolda defalarca yurudum. sakaryada sarhos oldugum zamanlarda kostum bile.(tersi yonde) kar yagarken kurtulus parki inanilmaz bir hale donusurdu, sogukta cekilmezdi ama baharda mukemmel olurdu. banklarinda bira icerdik, mutlaka belediyenin bi elemani gelip kovardi.

bu yol boyu dusunurdum, bunu hatirliyorum. hayal kurardim. gelip gecen kizlara bakardim. eylem yapan solcular olurdu, heyecanlanirdim. mulkiye ogrencileri tartisa tartisa yururdu, dinlerdim. hep birbirine benzeyen insanlardik, para pul derdine dusmemistik ve bir suru zamanimiz vardi. boyuna yururduk, yurudukce birbirimize tutunurduk. dost olurduk. simdi cebeciden uzakta, istanbuldayim ama o yollarda yurudugum dostlarim hep yakinlarimda. ıste bu yuzden gecmis zaman olur kii, hayali cihana deger.


Erman Güneş

Erman Güneş

”Küçük Prens gezegeninden kaçarken, göç yolundaki yabanıl bir kuş sürüsünden yararlanmış olmalıydı.”

Bir Yorum Yazın

Reklamlar

Reklamlar