Durum Duyguları: I. Yarım

Durum Duyguları: I. Yarım
17 Nisan 2017 14:54

‘’Ne kadar boş vermiş gözüksen de, gülsen de sayfalarca o boşluk dolmayacak nereye ait hissedersen oradan kaçacaksın alışmamaya değil üzülmemeye bakacaksın ve sen kaçtıkça kovalayacak o koca boşluk bütün heybetiyle, tam kurtuldum derken içine düşeceksin. ‘’

Ben kafamdan sana söyleyemediğim ve sanırım hiçbir zaman söyleyemeyeceğim şeyleri geçirirken sen anlatmaya devam ediyordun.

Bu sana yaptığım bir saygısızlık değil asla tam tersi seni fazla önemsediğimden. Sen bir şekilde kuruyordun cümlelerini bu senin için zor değildi her zaman anlatacak bir şeyleri olan insanlardandın. Bunun en büyük kanıtı dudağının kenarındaki kıvrıklıktı. Bütün yaşadığın her şeyi orada biriktirmiştin sanki ama döksen içini o kıvrıklık yok olacaktı ve sende kendi değerinin farkında olan her insan gibi içini dökmüyor olayları yüzeysel anlatıyordun evet ilgi çekiyordun ama samimiyetten yoksundun.

Yine ucunu bucağını kaçırdığım konuşmalardan birinde sanırım cevap vermem gereken bir durum vardı. Bakışların cevap bekliyor ve bu konuda sabretmiyordu.

‘evet’ dedim. ‘Evet ilişkiler’ diyerek karşılık verdin. Çok konuşmayı seven insanlara has bir özelliktir bu cevap verme çabukluğu sende bunu iyi yapıyordun hatta fazladan bonus kelime ekliyordun.

Küçükken –biliyorsun hayvanları severim- bir ara solucanlara dadanmıştım. Onlara daha iyi koşullar sağlamak için kavanozda beslemeye başladım. Tabi ki toprak vardı kavanozda. Onları doğalarından uzaklaştırdığımdan işlevsizleştirdiğimden bir haber sürekli yanımda taşıyordum. Sanırım ilişkiler de böyle.

Evet insanların birbirlerini bir noktada işlevsizleştirdiğini düşünüyorum.

Hayır bunun saygısızlıkla ilgisi yok kimse bunu kaba ya da zarar verici şekilde yapmıyor tam tersi fazla güzel şekilde yapıyor ve bu bağlayıcı bir hale geliyor.

Benim konuşmam burada bitiyor sen bütün dikkatsizliğinle yine anlatıyorsun evet dikkat etmediğin olaylar değil benim.

Aşk ile hayranlık arasında bir yerlerdeyim. Sana ait bir şeyler var burada kendiliğinden olmadı ama olağan seyrinde şeyler büyük etkili oldu. Tokalaşmak için elimi tutman gibi ya da gözlerimin içine korkusuzca bakman yani her zaman olan olağan şeyler senden bana olağanüstü bir etkiyle aktı. Aktı diyorum çünkü sen konuşurken içimde akıp giden ılıklığa gönderme yapmam lazım. Bazen bana doğru aktığını hissediyorum. Bazen de neyse bu benim melankolim ve senin gamsızlığınla birleşen bir durum nasıl ifade edersem edeyim tavır aynı olacak ‘sitem’ ve bunu yapmak istemiyorum.

Duraksadın, kalemi bıraktın. Zaten yazıda ifade yeteneğin konuşmadan daha gelişkindi yazdığın şeyi beğenmiştin ama bunu ona verecek miydin? gerçekten vermek istiyor muydun?


nur cengiz

nur cengiz

”Amaç, hiç kimsenin görmediği bir şeyi görmek değildir. Herkesin gördüğü bir şey hakkında, kimsenin henüz düşünmediği bir şeyi düşünebilmektir.”

-Schrödinger

Bir Yorum Yazın

Reklamlar

Reklamlar