• (Alış) 5.418 TL
    • (Satış) 5.428 TL
    • (Alış) 6.131 TL
    • (Satış) 6.142 TL

Kitap İncelemesi: Aiskhylos – Zincire Vurulmuş Prometheus

Kitap İncelemesi: Aiskhylos – Zincire Vurulmuş Prometheus
1 Kasım 2018 12:13

Tarih boyunca hem beden özgürlüğü, hem de düşünce özgürlüğü her alanda işlenmiş olup şüphesiz bundan en büyük payı edebiyat eserleri almıştır. Özgür düşüncenin doğuş yeri olan Yunanistan’da gerek filozoflar, gerekse dönemin ozanları tarihi, mitolojiyi ve dini bir potada eritip özgürlüğün değerini çok kez vurgulamışlardır. Tam olarak bu noktada özgür düşünceden asla vazgeçilemeyeceğini vurguluyor Aiskhylos tragedyasında.

Antik Yunan dönemine ait önemli piyeslerden biri olan Zincire Vurulmuş Prometheus, orjinali Prometheus Desmotes, aslında üç tragedyadan ibaret olan üçlemenin ilk piyesidir. Maalesef ki diğer iki piyes yani Kurtulmuş Prometheus ve Ateş Taşıyan Prometheus bugüne ulaşamamıştır. Fakat Aiskhylos bu yapıtında da vermek istediği mesajı pekâlâ verebilmiş ve ustalığını konuşturmuştur.

Prometheus bir yandan başkaldıran insan modelini sembolize ederken, bir yandan da insanlara ateşi yani aklı vermesiyle hayranlık uyandıran mitolojik bir karakter. Zeus’un baştanrı olduğu Antik Yunan’dan bahsediyorken, bunun ne denli büyük bir cesaret gösterisi olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek.

”Her varlık çoktan bir kaderle yükümlenmiş,

Tanrıların başıdır yalnız yükümlü olmayan;

Zeus’tan başkası özgür değildir.”

Döneme hakim yapının hiyerarşik olduğundan hiç şüphemiz yokken, en somut örneklerinden biri de kitapta yer alan bu cümle. Onca tanrı arasında Zeus’a verilen bu ayrıcalık dikkat çekiyor. Prometheus’un piyes boyunca asla boyun eğmediğini ve sözünü sakınmadığını görüyoruz. Ateşi çalıp, insanlara aklı armağan etmemişken insanlığın durumunu şöyle dile getiriyor kendisi;

”Önceleri insanlar görmeden bakıyor,

Dinlediklerini anlamıyorlardı.

Yerin altında, karanlık mağaralarda

Karınca sürüleri gibi yaşıyorlardı.”

İnsanları aydınlatmak, onlara yol gösterici olmak Zeus’un otoritesini derinden sarsan bir husus olduğundan Prometheus’u Kafkas Dağları’nda bir kayaya zincirletir ve her gün karaciğerini yemesi için bir karga gönderir. Gece olunca karaciğeri yeniden oluşur ve bitmek bilmeyen bir işkenceye mahkum edilir.

”Demek şu kayanın kölesi olmak daha iyi

Zeus babanın sadık habercisi olmaktan?”

Düşünülünce hakikaten bilgi ateşinin en mühim güç olduğu ve insanların ne olursa olsun özgürlüklerinden vazgeçmemeleri gerektiğinin öğütlendiği anlaşılıyor. İnsanın kendi potansiyelinin farkında olup, devamında kendini içinde bulunduğu her türlü karanlıktan aydınlığa taşıyabileceğini açıkça gösteriyor bizlere umut ışığı oluyor. Çağımıza uyarlandığı takdirde, herbirimizin bundan esinlenmesi ve doğru olduğuna inandığımız şeyler için mücadele etmekten vazgeçmemesi gerektiği sonucunu çıkartabilir, böylelikle daha emin adımlarla yolumuzu çizebiliriz.

Mina Aylı

Kendimce kitaplarla konuşup, sonra onlar üzerine düşünüp bir şeyler yazıyorum. 👀💭

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Zahide
    2 Kasım 2018 00:19

    Merhaba Mina,
    Her daim yazılarını takip etmek bana ayrı bir heyecan veriyor.
    Harikalar yaratıyorsun.
    Tebrik eder, başarılarıının devamını dilerim.
    Sağlıcakla ve mutlu kal….

Bir Yorum Yazın

Reklamlar

Reklamlar