Yenişehir’de Bir Öğle Vakti

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti
18 Nisan 2017 11:31

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal’ın 1973 yılında yayımlanan romanıdır. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, öyküler Yenişehir’de yani Kızılay’da, bir öğle vaktinde gerçekleşmektedir.  Her ne kadar romanda sene belirtilmemiş olsa da, olayların kitabın yazıldığı yılda yaşandığı anlaşılmaktadır. Birbirini izleyen öyküler arasında konu bağı bulunmasa da, aynı havayı soluyan, öğle vaktinde Kızılay’da bulunan insanların hayatları anlatılmaktadır. Örneğin romanın karakterlerinden, Ahmet’in öyküsü diğer bir karakter Hatice Hanım’a çarpmasıyla biterken, Hatice Hanım’ın öyküsü tam da burada başlar. Ahmet’e “Allah canını alsın, e mi?” derken.

Soysal, bir araya getirdiği farklı öyküler aracılığıyla 1970’ler Türkiyesi’nin resmini çizmiştir. Aile içi, arkadaşlık ve  iş arkadaşlığı gibi ilişkileri ortaya koyarken, eşitsizlik, namus anlayışı, yalnızlık gibi konulara değinmiştir. Bugün olduğu gibi, 1970’ler Türkiyesi’nde de bir namus meselesi vardır,  namusun bütün sorumluluğu kadınların bacaklarının arasına yüklenmiştir. Bakire olmamak, bozulmaktır ; “ellenmemiş” olmak kıymetlidir. Ahmet’in öyküsünün anlatıldığı bölümde geçen bir diyalog dönemin bakış açısını ortaya koymaktadır :

-“Ya, peki kızı bozan herifi niye atmıyorlar?”

-“O erkek… Kız kendi namusuna sahip çıkamadıktan sonra o niye…

Romanın ele aldığı bir başka konu ise gençlerin yaşadığı değişimdir. Hatice Hanım’a göre dönemin gençleri edepsiz, bozguncu ve hadsizdir. Bu gençler büyüklerinin karşısıda bacak bacak üstüne atarlar, uluorta yerde el ele yürüyüp fuhuş yaparlar, yüksek sesle kahkaha atarlar, her yanlarını gösteren dar pantolonlar giyerler. Hatice Hanım, bütün sıkıntıların başı sonu olarak bu yeni nesil gençleri gösterir. Hatice Hanım’ın yeni nesil gençler dışında bir takıntısı daha vardır : İnsanların sınırlarını bilmeleri gerektiği. Emekli öğretmen Hatice Hanım, bir hizmetçiden, markette çalışan bir elemandan doğal olarak üstün olduğunu düşünür. Çünkü o, uygar bir insandır. Ayrıca uygar insanlar affetmezler ve unutmazlar. O bu yüzden insanları cezalandırmayı tercih eder. Hatice Hanım her ne kadar kendini diğer insanlar üstün tutsa ve kimseyi beğenmese de, onu da beğenmeyen biri illaki vardır. Bu kişi de Necip Bey’dir.

Kendine ait bir apartmanda yaşayan Necip Bey, Avrupa’da eğitim almış, Selanikli bir göçmendir. Babasından kalan miras ile hayatını devam ettirmeye çalışır. Necip Bey avamlıktan hoşlanmaz, Türkiye’de insanların incelikten anlamadığını düşünür. Necip Bey’in annesi birini beğenmediği zaman “Anadolulu ne olacak, yoktur bunların efendiceliği, ayıdır ki bunlar, bakmayacaksın kusurlarına…” der. Tıpkı Hatice Hanım gibi, kendini diğer insanlar üstün tutar, görgüsü, tahsili ve efendiliği ile övünür. Necip Bey, siyasetten hoşlanmaz; çünkü bunu çok halktan bulur. Dönemin siyasi çizgisi, işçi haraketleri onun için önemli değilidir. “Varsın ameleler kendi davaları için uğraşsınlar. Bu memlekette bu işer olmaz. Bu halk cahil.” der. Kendisiyle bu kadar övünen, halkı cahil bulan Necip Bey, “Yahudi” kelimesini bir hakaret olarak algılar.

Sevgi Sosyal bir taraftan değişen gençleri, -yeni nesil gençleri- Hatice Hanım gibi onaylamayan bir karakterin gözünden anlatırken, diğer taraftan da Mehtap karakterinin öyküsünü bize sunmuştur. Akademi öğrencisi Mehtap hem çalışıp hem okuyan, ailesini geçindirmeye çalışan bir karakterdir. Soysal burada maddi sıkıntıları, geçim zorluğunu, hayatın pahalılığından insanların nasıl etkilendiğini anlatır.

Sevgi Soysal, romanın bütününde farklı sınıflara ait olan insanların yaşadıkları zorlukları, farklı sınıflardan insanların, insan ilişkilerinin nasıl değişiklik gösterdiğini aktarmıştır. Romanda karşılaştığımız kişilerin hepsi, Yenişehir’de, bir öğle vaktinde karşılaşabileceğimiz kişilerdir. Mevhibe, Ali, Doğan, Olcay, Necmi, Güngör, Salih… Soysal’ın farklı karakterlerle anlattığı bu çok yönlü yapı, romandaki karakterleri hem toplumsal bir canlı olarak aktarmış hem de insanların psikolojik karmaşıklığına da dikkat çekmiştir.

Dönemin siyasi yapısına da değinen romanda, Halk Partili Mevhibe Hanım’ın elitistliği aktarılırken, öte yandan avamlıktan hoşlanmayan Necip Bey komünizmi “modası geçmiş bir amele dini” olarak tanımlamıştır. Karakterlerden Mevlüt’ün ölümü ve yaşadığı sıkıntılar ise, işçi sınıfının yaşadığı sorunları bize aktarmıştır :  Mevlüt’ün üstüne sanki bir kavak ağacı değil;  bir sistem çöküyor. Ve bir insan ölüyor.  Ancak Yenişehir’de öğlenler olmaya, yeni günler doğmaya devam ediyor.


Nisa Aybala Avcı

Nisa Aybala Avcı

Bir nisa panda aramaya çıkmış…

Bir Yorum Yazın

Reklamlar

Reklamlar